← blog
20 Ocak 2024·3 dk okuma

Power Platform ile Gerçek Production Sistemler Nasıl Kurulur

Power Platform ile low-code sınırlarının ötesine geçerek gerçek production sistemler nasıl geliştiriyorum? Dataverse, Canvas Apps ve süreç tasarımına pratik bir bakış.

power platformpower appsdataversesoftware architecturelow-code

Power Platform ile Production Uygulamaları Nasıl Geliştiriyorum

Power Platform genelde hızlı uygulama geliştirme aracı olarak anlatılır.

Bu doğru.
Ama benim tek kullanma sebebim bu değil.

Asıl ilginç olan şey şu:
Gerçek kullanıcıları, gerçek verileri ve gerçek sonuçları olan sistemler kurabiliyorsun — platformun dışına çıkmak zorunda kalmadan.

Ve eğer dışına çıkman gerekirse de, seni kısıtlamıyor.


Çoğu Uygulama UI Yüzünden Bozulmaz

Birçok Power Apps projesi aynı şekilde başlar:
Canvas açılır, birkaç ekran tasarlanır, veri kaynağı bağlanır ve her şey çalışıyor gibi görünür.

Sonra bir noktada işler tuhaflaşmaya başlar.

Kırık değildir. Ama sağlam da değildir.

Bu durumun UI ile ilgisi çoğu zaman yoktur.

Asıl problem genelde şuralarda olur:

UI suçlanır çünkü görünür olan odur.
Ama problem neredeyse her zaman yapısaldır.


Asıl İş Dataverse’te Başlar

Her şeyin oturmaya başladığı nokta, Dataverse’i sadece bir veri deposu olarak görmemeye başladığın andır.

Orası sadece verinin durduğu yer değil.
Sistemin şekillendiği yer.

İlişkiler, isimlendirme, yapı — hatta entity’leri nasıl böldüğün gibi küçük kararlar bile zamanla büyür.

İyi tasarlanmış bir model:

Zayıf bir model ise tam tersini yapar.

Bunu hemen fark etmezsin.
Ama mutlaka hissedersin.


Canvas Apps Sanılandan Çok Daha Güçlü

Canvas Apps çoğu zaman sadece bir UI katmanı gibi görülür.

Ben o şekilde kullanmıyorum.

Canvas:

İyi tasarlandığında sadece veri göstermez —
sistemin nasıl çalışacağını da belirler.

Ve evet, düşündüğünden çok daha ileriye götürülebilir.

Dinamik ekranlar, koşullu mantık, role göre davranışlar…
Canvas içinde oldukça kompleks etkileşimler kurabilirsin.


Bir Süre Sonra “Low-Code” Tartışması Anlamsızlaşıyor

Bir noktadan sonra low-code vs code tartışması önemini kaybediyor.

Çünkü yaptığın şey aslında şu: → bir sistem kurmak

Bazen bu sistem tamamen Power Platform içinde kalır:

Ve bu yeterlidir.

Bazı durumlarda ise entegrasyon gerekir:

O noktada platformu genişletirsin:

Bu, platform yetersiz olduğu için değil,
gerçek dünyadaki sistemlerin izole olmadığı için.


Flow’lar Sessizce Kırılır

Power Automate genelde hafife alınır.

Basit görünür.
Ama production’da ciddi sorumluluk taşır.

Onay süreçleri, arka plan işlemleri, zincirleme akışlar…
Kritik mantığın büyük kısmı burada olur.

Ve bir şey bozulduğunda, çoğu zaman sessiz bozulur.

Asıl risk de burada.

Flow’ları doğru tasarlamazsan:

Bu yüzden bakış açın değişir:

O noktada “automation” olmaktan çıkar,
sistemin bir parçası haline gelir.


Asıl Değişim Teknik Değil, Zihinsel

En büyük fark teknik değil.

Şu noktaya geldiğinde başlar:

“Bu ekranı nasıl yaparım?” yerine
“Bu sistem nasıl davranmalı?” diye düşünmeye başladığında

Bu değişim her şeyi etkiler:

Artık ekran değil, sistem düşünmeye başlarsın.


Neden Hâlâ Power Platform Kullanıyorum

Kolay olduğu için değil.

Hızlı olduğu için de değil.

Şu yüzden:

İstersen tamamen platform içinde kalıp sağlam bir sistem kurarsın.

İstersen genişletip daha büyük bir ekosisteme bağlarsın.

Asıl değer bu esneklik.


Sonuç

Power Platform bir kısayol değil.

Bir sistem kurma ortamı.

Fark, platformda değil.
Onu nasıl kullandığında.